Ailenin Çocuklar Arasında Ayrım ve Kıyas Yapması

Image 06

Ailenin çocuklar arasında ayrım ve kıyas yapması, çocukta telafisi güç sonuçlar doğurur.

"Ayrım yapıldığı hissine kapılan çocuk dışlandığını, ailesinin artık kendisini sevmediğini düşünüyor. Bu da minik dünyalarında korkunç fırtınalar estiriyor. Yapayalnız kaldığını düşünüyor. Depresyona giriyor, içine kapanıyor. Ruh dünyası allak bullak oluyor. Kendine güveni azalıyor. Arkasında ailesinin desteği olmadığını düşünerek bocalıyor. Evde mutsuz bir görüntü sergilerken, okulda da başarısız oluyor."

Genelde ayrımın kız ve erkek çocuklar arasında yapılıyor. Bu hem insanlık hem de inandığımız değerler açısından son derece olumsuz bir davranış. “Anne babada ayrım yapma davranışına neden olan durum,genellikle her çocuğun farklı kişiliği”. Kimi çocuğu anne babalar ‘iyi çocuk’ olarak görüyorlar. Daha az problem getiren yani... Halbuki diğer kardeş bunu ‘iyi çocuk’ olmak şeklinde değerlendirmiyor. anne babasının tamamıyla haksız yere iki kardeş arasında ayırım yaptığını düşünebiliyor. Anne babanın çocuğa davranışını belirleyen en önemli etkenlerden birisi de çocuğun kişilik yapısı.Yani, çocuğun sinirli, aksi, veya yumuşak, duygusal oluşu.

1- Aynı evi,aynı anne babayı paylaşan çocuklar farklı tecrübeler ediniyorlar.Çünkü çocuklar, sadece görünüşte aynı ortamı tecrübe ediyorlar. Çocuklar yaşları, algılamaları , duygusallıkları, anne babanın kendilerine olan davranışlarından dolayı aynı ev ortamını farklı şekillerde algılıyorlar. Aynı tecrübeler kardeşlerden her birini farklı etkiliyor. Yapılan araştırmalar çoğunlukla çok çocuklu aile ortamlarında ebeveynlerin kardeşler arasında herhangi bir şekilde ayırım yaptığını gösteriyor. Bu ayırım maddi veya manevi olabiliyor. Çünkü anne baba kendi bakış açılarına göre çocukta diğer kardeşe göre daha uysal, ılımlı bir kişilik yapısını’ görüyor. Anne baba evde huzur istiyor. Kolay, sıkıntı vermeyen çocuklar tercih sebebi! Tercih edilmeyen hareketli, hırçın olan kardeş kendisi ile kardeşinin arasındaki kişilik farkını bilemediği için anne babasının ona bakışının dokunuşunun, ses tonunun sert ve agresif olduğunu hissedebiliyor. Anne ve baba çocukları arasındaki bu istem dışı yaptıkları ayrımcılığa rağmen çocuklarının birbirlerine yakın ve sevgi dolu olmalarını bekliyorlar..Kendilerinin çocukları arasındaki gerginliğe yol açtıklarını kabullenmek istemiyorlar, çünkü hiçbir anne baba kendi doğurup büyüttüğü çocuğuna haksızlık etmiş olduğu düşüncesi veya duygusuyla yaşamak istemez. Psikolojik olarak kendini korumaya almanın en kolay yolu da çocuklarına eşit davrandıklarını söylemek olabiliyor.

2- Kardeşlik ilişkisi yakın bir ilişki. Çocukluktaki ilk sosyal tecrübelerimizi kardeş ilişkilerimizden ediniyoruz. Sosyal dünyayı onlar sayesinde tanıyoruz ve daha da önemlisi kendimizi onlar sayesinde keşfediyoruz. Çocuklar ilk sosyal yarışlarını da kardeşleriyle tecrübe ediyorlar. Kim anne babanın dikkatini daha çok çekebilir, bunun sınırlarını denemeye başlıyor kardeşler Çocuklar yaşından önce son derece gelişmiş bir sosyal bilinç sergiliyorlar. Küçük yaşlardan itibaren çocuklar anne babaların sevgi, sıcaklık, gurur duyma, koruma gözetme, disiplin gibi sosyal iletişim stratejilerinde kardeşler arasında eşit davranıp davranmadıklarını çok iyi fark ediyorlar. Özellikle anne sevgisinin kardeşler arasında eşit dağıtılmadığı durumlarda haksızlığa uğradığını düşünen çocuklar, endişe, anksiyete, depresyon gibi sorunlarla karşı karşıya kalabiliyorlar. Ve kendilerini değerlendirdiklerinde hissettikleri eksiklik duygusu kaçınılmaz oluyor. Sevgi eşitsizliği ne kadar büyükse veya çocuk tarafından ne kadar büyük algılanıyorsa, öfke büyür.

Evde mümkün olduğunca çocuklar arasında eşit ilgi ve sevgi ayarı yapılmalı, aksi halde kardeşlerin birbirlerine nefretle bakmalarına sebep olabildiği gibi ayrım ve kıyaslamanın çocukta duygu karmaşasına sebep olabiliyor: "Ailenin duyarlı olmaması durumunda kardeşler arasındaki nefret zarar vermeye kadar uzanabilir. Hatta ayrım yapıldığı hissine kapılan çocuk, anne ve babadan da nefret etmeye başlar. Çocuk hep gergin ve stresli olur. Kavgacı bir yapıya bürünür. Kendini sürekli mutsuz ve boşlukta hisseder. Çevreye karşı ilgisi ve neşesi azalır. Önceden zevk aldığı şeyleri bile yapmak istemez. Oyun bile oynayamaz hale gelir. Bu depresyon halidir." Kardeşler arasındaki düşmanlık da o kadar büyük oluyor. Sevgi dağıtımında eşitlik gözetmeyen ailelerde büyüyen çocuklar ister sevgiyi daha fazla alan olsun ister de daha az, durum hiç fark etmiyor. Bu çocuklar hayatları boyunca uyum sağlamada ciddi problemler yaşıyorlar. Özellikle yetişkinlik çağında kurdukları ilişkilerde zorluklar çekiyorlar.

3-Ailenin birden fazla sayıda çocuğa sahip olması halinde çocuklar arasındaki adaletin sağlanması çok önemli. Çocukların her birinin aile içinde ve aile dışında haklarının korunması,hem çocukların geleceğe hazırlanmasında hem de aile huzurunun sağlanmasında çok önemlidir.Bu durumda anne babalara çok büyük görevler düşüyor. Her anne babanın bilerek ya da bilmeyerek çocuklarına karşı tutumları değişebilmektedir. Bazı çocuklar çok sevilmekte, bazılarına baskı yapılmakta, bazıları istenmeyen çocuk olmakta, bazılarına ise daha çok hoşgörü gösterilmektedir. Çocuklar arasında ayrımcılığa işaret eden bu tutumlar, çocukların hem kişiliğini hem de duygusal gelişimlerini olumsuz etkilemektedir. Anne babaların çocukları ile iletişimlerinde sergiledikleri tutumlar kardeşler arasında gerginliğe, kıskançlığa yol açmamalıdır. Çocukların her birinin anne babalarının yanında kendilerini güvende hissetmeleri sağlanmalıdır. Çocuğun yaşamda ilk iletişime girdiği kişiler anne-babasıdır. Anne-baba-çocuk üçgenindeki iletişim, yani çocuğun ailesiyle olan iletişimi, çocuğun yaşamında ve onun küçük dünyasında çok büyük önem taşır. Anne baba çocuklarına sevgi ile yaklaşıp duygularının anlaşıldığını hissettirirse, çocuklarıyla yeterince ilgilenip başarılı bir iletişim kurabilirse, çocuklarına duygu ve düşüncelerini birbirlerine ifade etmelerini öğretirse kardeşler arası ilişkiler de ve ailede yaşanan sorunlar daha kolay çözümlenir. Anne babalar büyük küçük bütün çocuklarının sevgi, şefkat, bakım ve desteğe ihtiyacı olduğunu unutmamalıdır. Küçük çocukların fiziksel güvencesi, büyüklerin duygusal güvencesi sarsılmamalıdır. Ailede bakım, sevgi, ilgi, şefkat çocuklar arasında eşit ve hakça dağıtılırsa çocuklar arasında büyük sorunların yaşanmasının önüne geçildiği gibi çocuklardan birinin anne babasını haksızlık ve adaletsizlikle suçlamasına da imkân verilmemesi olur. Kardeşler arasındaki kavgaların, çekişmelerin birçoğu da ana babanın dikkatini daha çok çekmek istediklerindendir. Çoğu zaman ana baba, haklıyı-haksızı ayıralım diye araya girer; hâlbuki onlar, araya girdikçe işler çıkmaza sürüklenmektedir. Çünkü kimin kime vurduğunun, hakaret ettiğinin, hangisinin haklı olduğunun anlaşılması kolay değildir. Bu bakımdan, araya girilmeden, anlaşmazlığı kendi aralarında çözmeleri gerektiği söz ve davranışlarla kardeşlere anlatılmalıdır. Kızgınlık ve ümitsizliğe kapılmadan çocukların problemlerini kendilerinin çözmelerine fırsat verilmelidir. Anne babaların kavgadan sonra ''hakemlik'' pozisyonuna girmektense, kavganın sebeplerini öğrenerek tedbirleri baştan alıp gereksiz sürtüşmelerin önüne geçmeleri, tarafsızca soruna yaklaşmaları ve adaletli davranmaları gerekmektedir. Ebeveynlerin çocukları ile ilişkilerinde dikkat edilecek bir diğer husus, çocuklara sevgi ve ilgi gösterirken adaletli ve dengeli davranmaktır. Bazen ilk çocuk, bazen son çocuk, bazen sakin görünümlü olan, bazen kızlardan sonra dünyaya gelen erkek çocuk veya erkeklerden sonra gelen kız çocuk, bazen de fiziksel olarak zayıf çocuk anne babanın ilgisini çekmede ayrıcalıklı davranma vesilesi olabilir. Bu durum kardeşler arasında nefret duygusunun oluşmasına neden olacağından çok önemlidir. Ayrıca ailesinde hep avantajlı konumda olan çocuklar sosyal yaşamlarında ve arkadaşlık ilişkilerinde çeşitli uyum sorunları ve psikolojik sorunlar yaşarlar. İlişkilerinde bazen bencil bazen de içe kapanıklık sergilerler. Toplumumuzda ailelerin çocukları ile ilgili cinsiyet tercihleri de üzerinde durulması gereken bir konudur. Ebeveynlerin doğumda erkek çocuk tercihi ve erkek çocuklara toleranslı davranmaları, kız ve erkek çocuklarına farklı muamelede bulunmaları hâlâ yaşayan bir gelenektir. Oysa her çocuğun ailede bir değerinin ve yerinin olduğu bilinerek çocuklar arasında adaleti sağlama konusunda hassas olmak gerekir. Evlatları arasında ayrımcılık yapan aileler aile huzurlarını bozduklarını ve çocuklarına kötülük yaptıklarını unutmamalıdır . Anne baba çocukları arasında her koşulda eşitlik sağlayamayabilir. Mutlak bir eşitlik yerine hakça davranmaya dikkat edilmeli, eğer birine daha fazla ilgi gösterme zorunluluğu varsa bu, diğer çocukta daha az sevildiği duygusunu uyandırmayacak biçimde yapılmalıdır. Aileler çocuklarına bir kardeşe sahip olmanın kazançlarını göstererek, aralarındaki dayanışmayı geliştirerek yaklaşırlarsa onların mutluluğu açısından daha faydalı olacaktır. Çocukların hepsine, aile içinde önemli oldukları gösterilmeli ve bu duygu yaşatılmalıdır. Ebeveynler, kardeşler arası ilişkilerde uzlaştırıcı olmalı, taraf olmamalıdır. Kardeşlerin, birbirlerini şikâyet etmelerine fırsat verilmemeli, sorumlulukları birbirlerine yüklenmemelidir.

4-Erkek ve kız çocukları, ya da büyük ile küçük çocuklar arasında ailelerin farkına bile varmadan ayrım yapmalarının, ayrım yapıldığı hissine kapılan çocukta büyük yaralar açtığını biliyoruz. "Ayrım yapıldığı hissine kapılan çocuk dışlandığını, ailesinin artık kendisini sevmediğini düşünüyor. Bu da minik dünyalarında da korkunç fırtınalar estiriyor. Yapayalnız kaldığını düşünüyor. Depresyona giriyor, içine kapanıyor. Ruh dünyası allak-bullak oluyor. Kendine güveni azalıyor. Aile desteği olmadığını düşünerek bocalıyor. Evde mutsuz bir görüntü sergilerken, okulda da başarısız oluyor."  Anne-baba sevgisinin, çocuğun öğrenim hayatını olumlu etkilemesinin yanında istikrarlı arkadaşlıklar ve dostluklar kurma, mutlu olacağı mesleği seçme, mesleğinde başarılı olma, hayattan zevk alma, mutlu bir yuva kurma gibi yaşamın ileriki süreçlerinde de etkili olduğu bilinmeli.’’’Kardeşler arasında ayrım yapılması, başarısızlık nedeni’ Çocukların başarısızlığını etkileyen ailevi faktörler arasında, anne-babaların çocukları arasında ayrım yapmasının, sevgi, şefkat ve ilgilerini eşit göstermemesinin çok önemli rolü var

5-ÇOCUKLARA EŞİT DAVRANMAYIN ADİL DAVRANIN
Her şeyin eşit olmasına çalışmayın. "Ama Ömer’e izin verdin, biz neden oynayamıyoruz?" dediğinde, "Üzgünüm, ancak kardeşinle kavgayı siz devam ettirdiniz. Ayşe kavgaya karışmadı, bu yüzden oynayabilir. Ayrıca, bu sizin kuralları bozmanızın bir sonucu" diyebilirsiniz. Adil olun. Eğer dövüşüyorlarsa, kuralları her ikisi de çiğnemiş demektir. Çocuklarınıza ihtiyaçlarını gözetmeksizin tüm imkanları eşit miktarda sağlamaya çalışıyorsanız bilin ki yanlış yoldasınız tüm iyi niyetlerinize karşılık. Eğer çocuklarınız kendilerine verilen fındık tanelerinin sayısından, dondurma miktarına kadar sürekli kıyaslama yapıyorlarsa ve sizin tepkileriniz de eşitliği sağlamaya yönelik ise bilmeyerek çocuklarınızın rekabetini daha da arttırıyorsunuz. Unutmayın ki çocukların eşit davranılmaya ihtiyaçları yoktur, kişiliklerine özel davranılmaya ihtiyaçları vardır. Çocuğunuza eşit miktarlar vereceğinize ,bireysel ihtiyaca göre verin. Çocuğunuza eşit sevgi göstereceğinize ,ona özel olduğu için sevildiğini gösterin. Çocuğunuza eşit zaman ayıracağınıza ihtiyaca göre zaman ayırın.

KIYASLAMA YAPMAYIN
Kardeşleri birbirlerine karşı asla kışkırtmayın. "Kardeşin senden çok daha uslu" dediğiniz anda hem dik başlılığı hem de rekabeti tetiklemiş olursunuz. Çocuklarınızın doğru şekilde davranmalarını sağlamak amacıyla "Kardeşin ne kadar uslu, sen neden öyle değilsin?" demek, En iyi olamıyorsam,en kötü olurum.”gibi düşünmesine ve kardeşlerin aralarında bir ayrışmaya, rekabete ve belki de düşmanlığa bile yol açar.

KONUŞMALARINA İZİN VERİN
Çocukların isteklerini açık ve net bir şekilde dile getirmelerine yardımcı olun, böylece kavga çıkmasına mani olursunuz: "Emine, kardeşine oyuncağını geri ver yerine ve ’Ödünç alabilir miyim?’ diye sorabilirsiniz."

SEVGİNİZİ DIŞA VURUN
Onlara ilgi gösterin. Çocuklarınızı sık sık kucaklayın, sevin. Şunu da unutmayın, kardeşler birbirini sevseler bile, sık sık kavga edebilirler. Kardeşlerin birbirlerini sevmeleri gerektiğini sürekli vurgulamak da ters tepki yapar. Kendi hallerinde bıraktığınız sürece çocuklar birbirlerini zaten seveceklerdir. Çok sevseniz de, kardeş veya anne-baba gibi daima bir arada olduğunuz bir insan ile geçinmenin güç olduğunu ebeveynler olarak kabullenin. Zaman zaman kardeşi ile fikir ayrılıklarına düşmesinin, ona kızmasının hatta, bazen onu sevmediğini düşünecek kadar sinirlenmesinin kabul edilebilir durumlar olduğu konusunda güvence verin.

ONLARI DİNLEYİN
Bütün şikayet ve duygularını objektif ve sevecen bir kulakla dinleyin. Yargılamadan dinlerseniz, çocuğunuz yalnızca kötü duygularından değil, aynı zamanda kardeşine kızması karşısında göstereceğiniz tepkinin korkusundan da kurtulur.

Çocukların her şeylerini paylaşmalarını beklemeyin ve onları paylaşmadıkları zaman cezalandırmayın. Paylaşmayı teşvik edici oyunlar düzenleyerek paylaşmayı ve bir eşyayı ortak kullanmayı öğretmek çok daha faydalı olacaktır.

Birbirlerine nasıl davranmalarını istiyorsanız çocuklarınıza öyle davranın. Saygılı davranılan, iyilik ve özel yaşam haklarına saygı gösterilen çocukların, diğer kişilere, hatta ara sıra kardeşlerine de benzer şekilde davranma olasılığı daha yüksektir. İnadının kırılmasına çalışılan ve eleştirilen çocuğun, kardeşlerine karşı aynı eleştirel ve zıtlaşıcı tutumu sergilemesi beklenebilir. Kardeşler arasında ömür boyu sürecek gerçek sevgi ve saygının tesis edilmesi anne ve babaların dikkatli, sevecen ve adaletli olarak davranmaları ile mümkün olacaktır.