Ebeveynlerin Çocuklarını Yetiştirirken Gözden Kaçırdıkları En Önemli Nokta

Ergenlik

Gençlerin çoğunlukla hoşlarına giden her işe hemen atıldıklarını, cesurca girişimde bulunduklarını ama zorluklarını gördüklerinde aynı hevesle devam etmeyip sıkıldıklarını ve o işten vazgeçtiklerini görüyoruz. Acaba onların bu maymun iştahlılıklarının altında yatan sebepler nelerdir?

1- Maymun iştahlılığın tanımını hevesi çabuk geçen, kararsız kişiler için yaparız. Gençlerin çoğunlukla hoşlarına giden her işe hemen atıldıklarını, cesurca girişimde bulunduklarını ama zorluklarını gördüklerinde aynı hevesle devam etmeyip sıkıldıklarını ve o işten vazgeçtiklerini söylüyoruz. .Bu bir davranış kalıbıdır. Bizler davranış kalıplarını erken çocukluk döneminde öğreniyor, tekrarlayarak davranış alışkanlıkları haline getiriyoruz.

Ebeveynlerin çocuklarını yetiştirirken gözden kaçırdıkları en önemli nokta; çocuklarının konsantrasyon ve odaklanma sürelerinin değişkenliği konusunda bilgi sahibi olmamalarıdır. Bebeklikten ergenliğe kadar olan dönemde çocukların konsantrasyon, odaklanma sürelerinin belirli aralıklarla yavaş yavaş arttığıdır. Üç-dört yaşında bir çocuktan 30 dk. konsantrasyon beklemeniz doğru olmaz. Özellikle 6 yaşına kadar çocuklar pek çok şeyi denemek, tanımak isterler. Bir şeyden başka bir şeye atlamak çocuğun doğasında vardır. Ebeveynler bunu '' Bizim çocuk maymun iştahlı'' diye tanımlamaya başladığında çocuğun bilinçaltı da bunu kabul eder. Ve bilinçaltının görevi, sipariş edilen bilgiyi sürekli olarak gerçekleştirmektir.

İkinci bir etken de çocuğun zaten odaklanma sürecinin kısa olduğu 0-6 yaş arasında çocuğa çok fazla seçenek sunulmasıdır. Çok sayıda alınan oyuncaklar, kıyafetler vs. çocuğun oradan oraya atlamasını tetiklemektedir. Hazır olmadığı yaşta buluştuğu bilgisayar ve tablette akan renkler ve şekiller emek harcamadan ulaşmayı ve istediği anda sonlandırma imkânı veriyor. Ayrıca da bir doyumsuzluk, tatminsizlik, memnuniyetsizlik durumu oluşturur. Bu davranış kalıbını hayatlarının diğer alanlarına genelleyerek yaygınlaştırırlar. Sabırsızlık, çabuk vazgeçme ve nihayetinde başarısızlık yaşayarak çevrelerinde maymun iştahlı bireyler olarak etiketlenirler.

2- Yeni fikirler ve var olanı geliştirme adına maymun iştahlı bile olunsa bir yerde gençlerin bir aktivitenin içinde olma halini desteklemek doğru mu? Tamamen atıl olmalarındansa bu şekilde davranmaları sonucunda o işin hoşlarına gitmeyecek bir şey olduklarını görmelerini sağlamak akılcı bir yaklaşım mıdır?

Hayal etmek ve hayallerinin peşinden gitmek insanoğlunun fıtratında vardır.. Fakat bazen bu kurulan hayaller engellere takılabilir. Başarısızlıkla sonuçlanabilir. Hayallerimizin önüne çıkan engeller bizi vazgeçirmemelidir. Bunun için de bu engellerin ve mahiyetlerinin farkında olmamız gerekir. Engelleri tanımak bize çözüm yollarını da açacaktır, tıpkı teşhisin tedaviyi belirginleştirdiği gibi. Ayrıca eğer gençte bizim maymun iştahlı diye nitelendirdiğimiz dikkat dağınıklığı varsa ve hiperaktivite de buna eşlik ediyorsa onları hayallerinden vazgeçirmek üreticiliklerini ellerinden almak olur. Ebeveynler olarak onlara destek olmak ve yanlarında olduğumuzu onlara inandığımızı hissettirerek izin vereceğiz. ‘Unutmayalım denediklerinizden değil denemediklerinizden pişman olunuz’

3- Maymun iştahlılık sürekli hale geldiğinde ortaya herhangi bir alanda başarılı bir sonuç çıkaramayan genç kendisini tatminsiz ve işe yaramaz hissetmez mi, bu hal ile başa çıkmada gençler ve ailelere neler tavsiye edersiniz?

Maymun iştahlılık, ne istediğini bilemezlik, belli bir hedefe odaklanamamak, bunların hepsi insanın kararsız olmasından kaynaklanır. İnsan bu aşamada kendi içine dönüp gerçekten ne arzuladığını, geleceğini nasıl görmek istediğini sorgulayarak kendine değişmez hedefler koymalıdır.

Geleceği başarısızlık dolu bir yer olarak hayal etmek, başarıların önündeki en büyük engeldir. Kötümserlikle birlikte ümitsizlik de gelir, insanın enerjisini bitirir. Geleceğe umutla, güvenle, inançla bakmak bu engeli aşmak için çok önemlidir.

Geleceği düşünürken, olabilecek başarısızlığın vereceği acıdan korkar insan. girişimde bulunamaz, doğal olarak arzuladıklarını elde edemez. Bilinmesi gereken şey, bu acının kötü bir şey olmadığıdır, insanı olgunlaştırdığıdır. Başarısızlıktan ders alabilmek de bir başarıdır, çünkü acıyı yaşarız, olgunlaşırız, ders alırız. CESURLAR KORKAN FAKAT KORKUSUNUN ÜZERİNE GİDEN KİŞİLERDİR.

Bazı insanlarda kişisel sınırlama duygusu vardır, “Ben bunu yapamam, edemem, başaramam.” İnsan kendisini gerçekten olduğu/olabileceği konuma göre değil de, dışarıdan (veliler, öğretmenler, arkadaşlar) algıladığı sinyallere göre değerlendirmeyi öğrenmiştir. Hâlbuki insanın potansiyeli, onun/çevresinin düşündüğünden çok daha yüksektir. Hayallerimize ulaşmak ancak kendimize inanarak, özgüvenimizle mümkündür.

İnsan hedeflerine doğru yürürken çeşitli denemelerden geçer, yeni şeyler öğrenerek başarı yolunda değerli deneyimler edinir. Fakat insan unutkan bir varlıktır, ders alması gereken olayı unutur, hatırlaması gereken kuralı unutabilir. Ebeveynler gençlere uygun üslupla hatırlatılmalar yapabilir. Hedeflerimizin önünde birer set gibi duran, ama hepsinin başlangıcı ve çözümü içimizde olan bir sürü olumsuz duygumuz vardır. Aslında bu duygularımızı tanıma adına attığımız her adım bizi hayallerimize ve hayallerimizde aradığımız mutluluğa daha da yakınlaştıracaktır. Hayaller peşinden giderken karşımıza çıkacak engellerden çekinmemeli, onların ruhumuzu felç etmesine izin vermemeliyiz.

Eğer siz de kendinizi de '' maymun iştahlı '' ya da '' çabuk sıkılan'' gibi tanımlıyorsanız; başlayıp bitirdiğiniz, yarım bırakmadığınız ya da yıllardır severek yaptığınız bir şeyler vardır. Onların bir listesini yapın. Kendinize şu soruyu sorun '' hiç mi bitirdiğim bir iş yok'', '' hayatımda uzun süreli yaptığım, tamamladığım işler muhakkak vardır'' diye düşünün. İlkokulu bitirmediniz mi? Liseyi? Kaç yıldır çocuğunuza bakıyorsunuz? ...bitirdiğiniz işleri hatırlayın.

Kendinize ve gençlere ''MAYMUN İŞTAHLI'' genellemesi yapmak yerine '' bazı işleri yarım bırakıyorum'' da diyebilirsiniz. Belki de ilgi alanınıza ve ilgi alanlarına girmeyen işleri yapmaktan hoşlanmadığınız için yarım bırakıyorsunuzdur. Ve bir işe başlamadan önce onu gerçekten isteyip istemediğinizi, ona ulaşmakla ilgili arzunuzun, motivasyonunuzun yeteri kadar yüksek olup olmadığını düşünerek başlamayı ya da başlamamayı seçebilirsiniz. '' o yaptıysa ben de yapabilirim'' evet '' ben yaptım siz de yapabilirsiniz'' Gençlere de aynı soruyu yöneltebilirsiniz.

Uzm. Psk. Danışman Fatma ÜLGER